Milli Cemiyetlerin Kurulma Sebebi Nedir? Savaş, Kargaşa ve Biraz da Mizah
İzmir’de yaşıyorum, arkadaş ortamımda espri yapmayı severim, ama bir yandan da içimden hep bir şeyler düşünürüm. Hani bazen bir şaka yaparım, gülersiniz ama sonra “ya bu şaka acaba çok mu derin oldu?” diye de kafa karıştırırım. Bugün de böyle bir kafa karışıklığına girerek, Milli Cemiyetler’i ve onların kurulma sebeplerini size anlatmaya karar verdim. Savaş, kargaşa, yıkım derken, bir yandan da işler nasıl böyle komik bir hal aldı, ona da bakacağız.
Türklerin “Yeter Artık” Dediği Nokta: Milli Cemiyetler Nasıl Kuruldu?
Bir yerlerde “Türkler neden milli cemiyet kurdu?” diye sorulsa, cevabım net olur: Çünkü durduk yere, “Eyvah! Ülke parçalanıyor, bizim de bir şeyler yapmamız gerek!” demişlerdi. Çünkü bazen bir ulusun bir arada durabilmesi için, bu tür organize olma hareketlerine ihtiyaç vardır. Ama bu da yetmez tabii, bir de o dönemdeki “nereye gideceğimizi şaşırdık” hali vardı. Yani, sadece “bizim ülkede her şey kötüye gidiyor” demek değil, biraz da, “Hadi bakalım, biraz organize olalım!” diye bir harekete geçilmesi gerekiyordu.
Tabii, şu anki gibi sosyal medya yoktu, hashtag’ler ile “savaşa karşıyız” diyip hikaye atmak yoktu. Bunun yerine bir grup insan bir araya gelip bir milli cemiyet kurmuştu. Hadi, bir örnek üzerinden anlatayım:
Bir diyalog düşünün:
– “Evet arkadaşlar, durum vahim! Nasıl kurtaracağız bu ülkeyi?”
– “Hadi hep beraber ‘Vatanı kurtarma komitesini’ kuralım!”
– “Bence ismini ‘Milli Cemiyet’ koymalıyız, havalı olur.”
– “Evet, aynen öyle, böylece daha çok kişiyi toplayabiliriz!”
Evet, bazen bir ulusu kurtarma fikri tam olarak böyle doğuyor. Biraz karışık, biraz belirsiz ama sonuçta bir adım atılıyor.
Milli Cemiyetlerin Kurulma Sebebi: Bir Nevi “Bizi Bırakın, Biz Kendimiz Kurtarırız” Hali
Şimdi, milli cemiyetlerin kurulma sebebine bakarken biraz da mizahi bir perspektiften bakalım. Düşünsenize, Osmanlı İmparatorluğu’nun sonlarına doğru işler o kadar karışıktı ki, halk aslında şunu diyordu: “Bizi bırakın, biz kendimiz çözeriz!” Çünkü o kadar fazla yabancı devletin gölgesi var, o kadar çok siyasi oyun var ki, bir noktada insanlar “tamam, bu işleri biz hallederiz” dediler. Hani, bir yemek tarifi düşünün; bir yemek çok kötü olmuş, o sırada biri şöyle diyor: “Hadi ben yapayım, siz izleyin.” Ve bir şekilde çözülüyor.
İşte milli cemiyetler de aslında halkın bu “biz kendimiz kurtarırız” yaklaşımının bir yansımasıydı. İstanbul’daki merkezi hükümetin zayıflaması ve işgal altındaki topraklarda halkın çaresizliği, bir araya gelip, “biz vatanı kurtaracağız” demelerine sebep oldu. Hem de çok ciddi bir şekilde! O dönemin zor zamanları, sanki bir oyun gibi geliyordu ama sonrasında görüyoruz ki bu, çok ciddi bir hareketin başlangıcıydı.
Tabii ki, bu kadar ciddi bir işi yapmak da kolay değildi. Milli cemiyetler, sadece halkın bir araya gelip “vatanı kurtaralım” dediği yerler değildi, aynı zamanda birer “gizli organizasyon” havası da taşıyordu. Hani, biraz “süper kahraman takımı” gibi düşünün, bir grup insan, çeşitli yerlerden ve çeşitli sınıflardan gelerek bir araya geliyor ve “yapılacak çok iş var” diyorlardı.
İç Ses: “Ama Neden Kurtaralım?”
Sürekli “Milli Cemiyetler kuruldu, kuruldu” diyoruz ya, bir yandan da içimdeki ses şöyle bir şey söylüyor: “Ama neden kurtaralım? Kimse bir şey demiyordu, işler fena değildi, değil mi?” İşte burada tarihin en ilginç anlarından birini yaşıyoruz. Hani bazen en büyük değişiklikler, bir şeyin hiç beklenmediği anda yapılır. O yüzden milli cemiyetlerin kurulma sebeplerini sorgularken, sadece dışarıdan bakmayın, iç sesi de dinleyin. Çünkü iç ses dediğin şey de bazen tarihin akışını değiştirebilecek kadar önemli olabilir.
Ama şöyle düşünün: Düşük moral, tehditler ve belirsizlik arasında, halk ne yapabilirdi? O dönemde de herkesin aklında aynı soru vardı: “Durum çok kötü, biz ne yapıyoruz?” Hatta bir ara bir milletvekili, “Milli cemiyetlerin kurulması bir nevi halkın ‘bizim de bir gücümüz var, bunun için bir şey yapmalıyız’ demesiyle başladı,” demişti. O zaman dedim ki, “Vay be, bu kadar ciddi bir meseleyi bu kadar basit şekilde özetlemek de bir maharet!”
Süper Kahramanlık mı? Yoksa Gerçekten Gerçekleşen Bir İhtiyaç mı?
Evet, şimdi işin süper kahramanlık kısmı da var tabii. Ama işler sadece kahramanlıkla olmuyor. Milli cemiyetler kuruldu, çünkü gerçekten bir ihtiyaç vardı. İnsanlar, o dönemde yaşadıkları belirsizlik ve sıkıntılar nedeniyle kendi içlerinde bir şeyler yapmak zorunda hissettiler. O dönemdeki insanlara bakınca, aslında günümüzdeki bazı hareketler de pek farklı değil. Hani sosyal medya üzerinden bir şeyler yapmaya çalışan, kendi kendine örgütlenmeye çalışan insanlar gibi… Yani, o zamanlar da bir şekilde, “Bir şeyler değişmeli” diyerek milli cemiyetleri kuranlar, aslında aynı düşünceyle hareket ediyorlardı.
Sonuç: Bir Araya Gelmek, Kaderi Değiştirebilir
Sonuç olarak, milli cemiyetlerin kurulma sebebi, gerçekten derin bir anlam taşıyor. Sadece tarihi bir olay değil, halkın bilinçli bir şekilde kendini organize etmesinin de bir örneği. O günlerde, insanlar ne kadar zor durumda olsalar da, her şeye rağmen bir şeyler yapmak istediler. Bugün bakınca, belki de hepimizin ihtiyacı olan şey, bazen sadece “Birlikte hareket etmek”tir.
Peki ya sizce, bugün aynı şartlar olsa, milli cemiyetler kurulur muydu? Ne dersiniz?