Filya Ne Demek? Kaybolan Bir Sözcüğün Ardında Kalan Hikâye
Kayseri’de yaşıyorum, 25 yaşındayım, duygusal biriyim, her anımda bir şeyler yazma ihtiyacı duyuyorum. Çoğu zaman içimdeki hisler o kadar yoğun oluyor ki, onları dışarıya dökmek için kelimelere sığınırım. Günlük tutmak da işte böyle bir şey, bazen bir kelime bile içimde devasa bir fırtına yaratabiliyor. “Filya” kelimesiyle tanıştım ve işte tam o anda, bir anı gözlerimin önüne geldi. Hani bazen bir şey duyar ve o şey, geçmişteki bir anıya seni götürür ya, işte “filya” da tam olarak öyle bir kelimeydi. Hem de öyle güçlü bir bağ kurdu ki, kelimeyi duyduğumda eski bir hikâye canlandı; hiç beklemediğim bir şekilde, bir parça umut, biraz hüzün, biraz da kaybolmuşluk…
Bir Yaz Günü ve “Filya”nın İlk Duymam
Yazın ortalarındaydık. Kayseri’nin o kavurucu sıcağında, yapacak hiçbir şey yoktu, ne havuza gidebiliyorduk ne de serin bir köşe bulabiliyorduk. O gün arkadaşlarımla birlikte bir kafede oturmuş, sadece soğuk bir şeyler içiyorduk. Ben, her zamanki gibi, gözlerim uzaklarda, kafamda başka düşüncelerle bir köşeye gömülmüştüm. O an, arkadaşım Alper’in “Filya” dediğini duydum. Kafamı hızla çevirdim, çünkü “filya” kelimesini daha önce hiç duymamıştım. O kadar sıradandı ki, Alper’in ağzından çıkan kelimelerin içindeki anlamı bile anlamadım. Ama yine de bir şey vardı. İçimde bir kıvılcım yanmaya başladı. Bu kelime, bir şekilde bana dokundu.
“Filya ne demek?” dedim. Alper gülerek, “Yani… en basit haliyle bir şeyin yapılması ya da bir şeyin olması gerektiği şekilde olması anlamına gelir. Mesela ‘Filya’ demek, aslında bir şeyin tam yerli yerinde olması, uyum içinde olması demektir.” dedi. O an, ne kadar basit gibi görünse de, bu kelime birden beynimde devasa bir labirent gibi şekil almaya başladı. ‘Filya’ kelimesi bir anlam taşımaktan öte, beni bir yerlere götürüyordu. Gözlerim bulutlarda kaybolmuştu. Sadece kelimenin anlamını değil, hissettiklerimi de anlamaya çalışıyordum.
Geçmişin Yükü ve Bir Zamanlar “Filya” Olan Bir Anı
Birden, geçmişe dair bir anı aklıma geldi. O anı, çoktan unutmuş olmam gerekiyordu ama işte bir kelime, yıllardır kapalı kalan o kapıyı açtı. Lise yıllarımda, Büşra adında bir kız vardı. O kadar naifti ki, her şeyin yerli yerinde olduğunu düşünürdük. Bir gün bana, “Bazen insanlar, hayatlarını anlamlı hale getirmek için her şeyin ‘filya’ olmasını isterler. Her şeyin tam yerli yerinde olmasını…” demişti. Büşra, tam bir idealistti. Her zaman her şeyin mükemmel olmasını, ilişkilerinin bile “filya” olmasını isterdi. O zaman anlamamıştım, ama şimdi o söz, tam olarak kalbime dokunuyor. Belki de Büşra’nın söylediklerinde haklıydı; her şeyin düzgün, uyumlu ve “filya” olması gerekirdi. Ama hayatın gerçekleri öyle değil, değil mi?
Büşra ile ilişkim çok uzun sürmedi. Bunu kabullenmek, ne kadar zor olsa da zamanla hayat bana öğretmişti. Her şey mükemmel olamaz, her şey “filya” olmak zorunda değil. İnsanlar, hayatlarına girdiğinde ya da çıktığında, bir şekilde yerlerini buluyor. Ama bazen bulamıyorlar. O zaman, geriye sadece bir kelime kalıyor: “Filya”. Kelimenin içindeki anlamı ve duyguyu o an ancak ben kavrayabiliyorum. Geçmişe dair bir çok hatıra arasında, o anlarda hep “filya” eksikti. O yüzden belki de bu kelime beni bu kadar etkiledi. Çünkü aradığım uyum, ya da mükemmellik hiçbir zaman doğru yerinde olmadı.
Filya: Kaybolmuş Bir Duygu, Hüzünlü Bir Gerçek
Şu an oturduğum kafede tek başımayım. Gözlerim dışarıda, fakat içimde bir boşluk var. Filya’nın anlamı tam olarak bir şeylerin uyumlu olması gibi bir şeyse, ben ne yapacağım? Büşra ile o zamanlarda, her şeyin olması gerektiği gibi olması için çaba harcamıştım ama belki de en çok kaybettiğim şey, hayatın içindeki bozukluklardı. O anları, o hataları, o eksikleri anlamadım. Şimdi belki de biraz fazla üzülüyorum. Gerçekten her şeyin yerli yerinde olması gerektiğini mi düşünüyorum? Yoksa ben, sadece kendimi rahatlatacak bir şey mi arıyorum?
Bugün, “Filya” kelimesini duyduğumda hissettiğim şey, sadece hüzün değil, aynı zamanda bir umut. O an ne hissettiğimi bile bilmiyorum. Bir kelime, bir anlam, geçmişi hatırlatmakla kalmadı, aynı zamanda geleceği de düşündürdü. Belki de hayat, tam yerinde olmayan bir şeyin peşinden gitmekle bir anlam kazanır. Belki de, aradığımız şey, mükemmellik değil, o eksikliklerin içinde kaybolmuş bir anlamdır.
Sonuçta, Her Şey Yerli Yerinde Olmalı mı?
Şu an düşünüyorum da, “Filya” dediğimizde, bir anlamda mükemmellik arıyoruz. Ama belki de mükemmellik, eksikliklerin ve hataların içinde gizlidir. Eğer her şey “filya” olursa, insan nasıl büyür, nasıl öğrenir, nasıl değişir? Belki de bu kelimenin içinde, geçmişe ve geleceğe dair bir anlam saklıdır. Benim için “filya”, bir hayal kırıklığından, bir umut ışığına dönüşen bir kelime oldu. Ve her şeyin yerli yerinde olması gerektiğini düşündüğümde, aslında bana şunu hatırlatıyor: Bazen kaybolan, ya da eksik olan şeyler, hayatı daha anlamlı kılar.